Sovyetler Birliğinin Kuruluş Hikayesi 1917′ den İtibaren

Sovyetler Birliğinin Kuruluş Hikayesi 1917′ den İtibaren

1917 yılının ekim ayında inanılmaz 1 olay oldu. Dünyanın en köklü ülkelerinden birisi olan çarlık rusya’sında komünistler devrim yaparak iktidara geldi. Bolsevki diye adlandırıyorlardı. 1922 yılında ülkenin adını Sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği olarak değiştirdiler. Sovyet kelimesi danışma meclisi ya da şura anlamına geliyordu. Sistemin yerel halk meclislerine dayanması öngörülmüştü, birliği yönetmekle de adı Sovyetler Birliği Komünist Partisi olarak değişen parti sorumluydu.

İki parti dışında başka parti kurulması yasaklandı. Partiler toplum içindeki sınıfları temsil ederdi ve artık bu ülkede farklı sınıfların olamayacağına inanıyorlardı. Öyleyse farklı siyasi partilere de gerek yoktu. Ülkenin bayrağı, emekçi sınıflar olan işçilerin ve köylülerin ittifakını simgeleyecek şekilde orak ve çekiçli bayrak şeklinde değiştirildi. Böylece hayal sanılan bir sistem inşa edilmeye başlandı. Kapitalizm tek yol sanılırken şimdi bilinçli olarak alternatif bir sistem kuruluyordu. Bu sistemin en önemli özelliği büyük özel mülkiyeti kaldırılmasıydı.

Bütün kötülüklerin ve sömürünün kaynağı olarak görülen büyük şirketler ve büyük sermaye sahipleri kaldırıldı. Bunlara ait her şeyi kamulaştırıldı ve devlete geçti. Devlet ise artık sermaye sahiplerinin değil, yerel halk meclislerinin kontrolündeydi veya olması amaçlanıyordu. Yeni devletin görevi vatandaşlarına ayrımsız ve ücretsiz olarak konut başta olmak üzere temel hizmetleri sağlamak ve geçinmesini sağlayacak şekilde istihdam etmekte, barınma, ulaşım, enerji gibi hizmetler ücretsiz veya çok düşük fiyatlı hale getirildi. Tarım tamamen tarım halk kooperatiflerine bırakıldı. Büyük toprak sahipliğine son verilmiş ellerindeki araziler kooperatiflere devredilmişti. Ekim devrimi’nin önderi çarlık rejimine karşı yeraltı direnişini örgütleyen, kullandığı takma isimle denildi. Ancak sosyalist inşa diye adlandırılan sürecin hemen başındakiler ölünce yerine kimin geçeceği konusunda büyük bir mücadele başladı, mücadele stalin ve troski arasındaydı. Kazanan daha otoriter ve pragmatik tutumuyla tanınan stalin oldu.

Daha teorisyen olarak tanınan troski ise istanbul’a sürgüne geldi, sonra meksika’ya kaçtı. Orada stalin’in ajanları tarafından öldürüldü. Stalin döneminde ülke yönetiminde partinin rolü arttı, devleti tamamen parti yönetiyordu. Hitler, ikinci dünya savaşı’nda tıpkı napolyon gibi en büyük hatasını yaptı ve rusya’yı ele geçirmeye kalktı, orduları Rusya içlerinde perişan oldu. Kızıl ordu diye isimlendirilen rus ordusu, alman ordusunun peşinden Almanya içlerine kadar ilerledi, ikinci Dünya Savaşı, Sovyetler birliği’nin bütün doğu avrupa’ya egemen olmasıyla sonuçlandı. Stalin, dünyayı Hitler belasından kurtarırken karşılığında egemenlik alanını çok genişletmişti.

Sovyetler Birliğinin Kuruluş Hikayesi 1917′ den İtibaren

Sovyetler Birliği içinde yer alan Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan. Litvanya, Letonya, Türkmenistan gibi ülkelere şimdi de doğu avrupa ülkeleri eklenmişti. Almanya ikiye bölünmüştü ve doğu almanya’yı yani resmi adıyla demokratik almanya’yı komünist parti yönetmeye başlamıştı. Sonradan rusya’nın başına geçecek olan Putin, demokratik alman cumhuriyeti’nde aktif bir istihbarat subayı olarak çalışacaktı. Savaşın ardından Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde batı nato askeri işbirliği kurulurken, Sovyet öncülüğünde varşova paktı kuruldu. Dünya iki kutup arasında soğuk savaş dönemine girdi.

Sovyetler Birliği büyük bir güç haline gelmişti. Ayrıca batılı ülkelerde de komünist partiler güçleniyordu, önlem olarak da Türkiye gibi bazı ülkelerde komünist partiler yasaklandı. Kapitalizm ve komünizm arasındaki mücadele her alanda sürdü. Kapitalist batı bloğunun en büyük silahı çok partili demokrasi, girişim özgürlüğü ve tüketim genişliği. Buna karşılık komünizm, sermaye sömürüsünü eşitliği ve temel hizmetleri ücretsiz sağlamayı savunuyordu. Süreç içerisinde Sovyetler Birliği komünist partisinin egemenliğinde bir bürokratik otoriter yönetime döndü. Partiyi kızıl ordu ve istihbarat örgütü olan KGB den oluşan kapalı bir yapı oluşturdu. Yerel meclislerde tamamen parti egemenliğine girdi. Birçok şey kapalı kapılar ardında dönüyordu artık değişik hiçbir sese izin verilmiyordu.

Başta enerji olmak üzere ülke kaynakları verimli kullanılamıyordu. Batı’yla girilen silahlanma yarışı da halkın refahını artırmayı engelliyordu. ABD nin liderliğindeki kapitalist kampta ise demokratik sistem ve insan hakları anlayışı gelişirken tüketim imkanları artıyordu. Temel ihtiyaçların ötesine geçen refah artışına bağlı bir tüketim artık hayat tarzı olmuştu. Kapitalizm kendisini iyileştirmeye çalışırken propagandasını da çok iyi yapıyor, sovyetler birliği’ndeki halkları etkiliyordu.

Bu arada çin’de batı’ya açılmıştı. Sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği için işler kötüye gidiyordu. Anlayacağınız 1985 yılında ülkeyi yöneten Sovyetler Birliği komünist partisi’nin başına gorbaçov seçildi. Gorbaçov, ülkenin bu durumdan çıkması için glasnost, açıklık ve perestroyka yeniden yapılanma adını verdiği iki temel politikayı uygulamaya koydu. Bunlar aslında sosyalist sistemde reform anlamını taşıyordu. Gorbaçov’un reform politikaları, parti yönetimi ve ordu içinde çeşitli tartışmaları doğurmuştu. Aslında gorbaçov’un amacı bu olmasa da izlenen yeni politikaların kapitalizme yol açacağını düşünenler şiddetle muhalefete geçti. Yeniden yapılanma ekonomide kapitalizme yol verecek açıklık ise ülkedeki batı yanlısı grupların serbestçe propaganda yapmasını sağlayabilecektir.

Sovyetler Birliğinin Kuruluş Hikayesi 1917′ den İtibaren

Gorbaçov ordu ve istihbarat örgütünün ülke yönetiminde etkisini azaltmaya çalışırken, karşı gruplarda bunu engelleyecek darbe girişimleri planladı. Bu arada sosyalist cumhuriyetler birliği’ni oluşturan ülkelerde. Milliyetçilik ve bağımsızlık akımları güçleniyor. Gorbaçov da bu akımlar karşısında yeni bir örgütlenme modeli geliştirmeye çalıştı. Sovyetler Birliği anlaşmasını değiştirip ülkelerin bağımsızlığını esas alan yeni bir anlaşma hazırladığını referanduma sundu. Böylece dağılmakta olan Sovyetler birliğini kurmayı amaçlıyordu.

Bu yeni birlik anlaşması referandumda onaylandı ancak bir süredir ülkedeki seçim ve oylamalar tamamen tek taraflı yürüyordu. Referandum sonuçları aslında gerçek durumu yansıtmıyor, bu arada rusya’da da ilk bağımsız seçimler yapıldı, parti ve devlet yönetimi birbirinden ayrıldı. Rusya Cumhurbaşkanı Boris yeltsin oldu. Siyasi karışıklıklar içinde ekonomik durumu da kötüye gidiyordu, temel mal ve hizmetlere erişim bile zorlaşmıştı. Artık durumun kötüye gidişinden etkilenen parti yöneticileri, sosyalist sistemi ve kendi yetkilerini kurtarmak için darbe girişiminde bulundu. Yeni Rusya federasyonun başındaki yeltsin darbecilerin önderlerini tutuklattı gorbaçov, SKP genel sekreterliğinden istifa etti.

Karışık bir siyasi ortam oluşmuştu. Artık bundan faydalanan yeltsin, 1917 den bu yana ülkeyi yöneten Sovyetler Birliği komünist partisini yasakladı. Sovyetlerden oluşan üst meclisi dağıttı, çözülme bir çorap söküğü gibi hızla devam etti. 1991 yılının aralık ayında Rusya, Belarus ve Ukrayna başkanları, sovyetler birliği’ni test ettiklerini açıkladı. 1917 devrimiyle bütün dünyaya yepyeni bir sistem önerisinde bulunan ve bunun deneyimini yaşayan sosyalist rejim tamamıyla sona ermişti. 1922 yılında kurulan Sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği ise 69 yıllık bir deneyimin ardından yine dağılmaya mahkum olmuştu.

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.

Sıradaki içerik:

Sovyetler Birliğinin Kuruluş Hikayesi 1917′ den İtibaren