Katar Ülkesi’nin Tarihine Bakalım?

Katar Ülkesi'nin Tarihine Bakalım?

Katar Ülkesi’nin Tarihine Bakalım?

Kardeş ülke Katar, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzre yedi Arap ülkesi tarafından tehdit edilmiş ve ambargo uygulanmıştı.

Katar’a yapılan bu hamlenin başını ise Amerika çekiyordu. Erdoğan ise bu haksızlığa dur diyerek ambargoyu delmiş ve Katar’a uçaklar dolusu yardım göndermişti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri özel timi, Katar Emiri ni devirmek için düğmeye bastı. Katar Emiri durumdan haber alınca Türkiye’den yardım istedi.

Katar’a yakın ülkelerde görev yapan 200’e yakın çok özel eğitimli Türk Birliği, Ankara’dan gelen emirle harekete geçti ve darbeyi önledi. Haziran 2017’de Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin başını çektiği bazı arap ülkeleri, ortadoğu’da terörizme destek verdiği gerekçesiyle Katar’la ilişkilerini kestiklerini açıklamışlardı.

Bu körfez bölgesinde son yıllarda görülen en büyük diplomatik krize yol açmıştı. Ancak Körfez krizinin abluka ile sınırlı olmadığı, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin Katar Emiri ni devirip yerine Londra’daki yeğenini getirmek istedikleri ortaya çıktı. Darbeyi ise zamana karşı yarışıp Şeyh Temim in sarayını korumaya alan Türk birlikleri durdurdu.

Amerika’nın desteğini arkasına alan Suudi Arabistan, Katar Emiri ni devirmek için düğmeye bastı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri özel timi, Katar Emiri’nin devirmek için düğmeye bastı. Katar Emiri durumdan haber alınca Türkiye’den yardım istedi. Emir Şeyh Temim bin Hamad el Sani, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yoğun bir telefon görüşmesi yaptı. Ankara ise Katar’dan gelen bu çağrıya kayıtsız kalmadı. Katar’a yakın ülkelerde görev yapan 200’e yakın çok özel eğitimli Türk Birliği, Ankara’dan gelen emirle harekete geçti. Aynı zamanda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri özel timi Katar Emiri’nin devirmek için düğmeye bastı. Ancak erken davranan Türk birlikleri oldu. Doha’ya ulaşan Türk birlikleri sarayın güvenliğini sağlayarak darbeyi önledi. O akşam duruma göre harekete geçmek üzre Türk Hava Kuvvetleri’ne ait uçaklarda motorları çalışır halde hazır bekletildi.

Katar Ülkesi’nin Tarihine Bakalım?

İhtiyaç olsaydı eğer, bu uçaklar hemen havalanıp kendilerine verilen misyonu yerine getirmek üzere Katar’a yöneleceklerdi. Körfez krizi sonrasında Katar’a 13 maddelik şart koşan Körfez ülkelerinin şartlarından biri de Doha daki Türk üssünün kapatılması olmuştu. Türkiye orada olduğu sürece kafalarına göre darbe yapamayacaklarını anlayan Körfez ülkelerinin bu talebini Katar reddetmişti. Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarından oluşan yeni bir grubun başkent Duma’nın 30 kilometre güneybatısındaki, El Ubeyd hava üssüne ulaştığı bildirildi. Söz konusu güçlerin, Katar’la Türkiye arasında imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamında ülkeye geldiği kaydedildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları, Katar’da daimi konuşlanmasına imkan sağlayan Türkiye Cumhuriyeti ile Katar Devleti arasında askeri eğitim, savunma sanayii ile Katar topraklarında Türk Silahlı Kuvvetlerinin konuşlandırılması konusunda işbirliği anlaşması 15 Haziran 2015’te yürürlüğe girmişti. Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarından oluşan ilk grup 19 Haziran’da Katar’a ulaşmıştı. Katar krizi Türkiye’ye Ortadoğu’da denge politikası izlemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmıştır.

Orta Doğu’daki sorunlara taraf olmadan tüm taraflarla iletişim kurabilen bir ülke olması, bölgedeki esas yumuşak gücün Türkiye olduğunu bir kez daha göstermektedir. Nitekim kriz çıktığında Türkiye’nin sorunun taraflarıyla gerçekleştirdiği yoğun diplomasi atağı başarılı bir sonuç vermiş ve krizin ilk aşaması anlatılmıştır. Türkiye’nin bunu tek başına yapmadığı, özellikle İranla birlikte yürüttüğü ortak diplomasinin yanında başta Pakistan ve Azerbaycan’ın verdiği desteğin de süreçte etkili olduğu burada vurgulanmalıdır.

Dolayısıyla Türkiye’nin Orta Doğu’da dengeleyici bir güç olarak tekrar ön plana çıktığı gözlemlenmektedir. Katar krizi hem Trump’ın İran’ı Sunni blokla zayıflatma politikasının bir sonucu hem de İran Suudi Arabistan rekabetinin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda Türkiye’nin iddia edildiği gibi oyun kurucu değil de oyun bozucu olarak Katar krizinde rol aldığı söylenebilir. Başka bir deyişle, Trump yönetiminin kurduğu Sünni blokla İran’a güç yüzleştirme oyununda, Türkiye’nin oyun bozucu olarak rol aldığı anlaşılmaktadır.

Katar Ülkesi’nin Tarihine Bakalım?

Türkiye’nin oyun bozucu rolündeki başarısı özellikle Maliki hükümetinin zayıflatılması sırasında görülmüştür. Bu nedenle Amerika’nın Türkiye’siz Ortadoğu politikasında Türkiye’nin Katar krizi üstünden bir yandan oyun bozucu, öte yandan dengeleyici bir güç olarak kendini göstermesi, bölge politikasındaki yükselen yumuşak güç rolünü pekiştirmiştir. Türkiye’nin Katar krizindeki oyun bozucu rolünün temeli aslında Trump yönetiminin Ortadoğu’da Suud liderliğinde İran’a karşı bir Arap NATO’su kurma planına dayanmaktadır. Bu yönüyle Katar krizi, Türkiye’nin başta Pakistan olmak üzere İslam NATO’su planına karşı Suud ailesinin Körfez’de Arap NATO’su planlarının çatışmasının bölgesel bir yansımasıydı. Bu bağlamda Katar’a iletilen 13 maddelik talep listesinde bulunan ülkedeki Türk üssünün kapatılması isteği, krizin Türkiye bağlantısını açığa çıkarmıştır. Dolayısıyla Türkiye’nin Katar’daki askeri varlığının hem Amerika hem de Suudi Arabistan’ın planlarını bozduğu söylenebilir.

Bu bakımdan Katar krizi, Türkiye’nin bölgedeki askeri varlığını ortadan kaldırmaya yönelik bir girişimdir. Katar, abluka uygulayan ülkelere rağmen 2008 yılında açıkladığı 2030 Ulusal Vizyonu yolunda adım adım ilerlemeye devam ediyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır yönetimlerinin 5 Haziran’da Katar’la tüm diplomatik ilişkilerini kesmelerini, ardından bölgede Körfez krizi patlak verirken kısa bir süreliğine 2030 vizyonunda duraklama yaşayan Katar, yıllardır bu projesini gerçekleştirme yolunda olumlu adımlar atıyor.

Ülke 2030 vizyonuyla ekonomik çeşitlilik, istikrarlı bir ortam, yatırım devamlılığı ile ekonomik kalkınma gerçekleştirmeyi, doğal ve beşeri kaynakları kullanarak bütçeyi desteklemeyi hedefliyor. Bu kapsamda özellikle 2022’de FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak olan Katar, daha fazla yatırım çekmeyi, rekabeti artırmayı ve büyümeyi teşvik etmeyi amaçlıyor. Yıllar içinde bu yolda çeşitli aşamalar kaydeden Katar, önüne bazı engeller çıksa da adım adım hedefine yaklaşmaya çalışıyor. Hükumet bu noktada önceliği endüstrinin millileştirilmesi ve sanayiye destek verilmesi, yerel likiditeyi muhafaza için kendine yeterliliğin sağlanması, yerli ürünlerin dünyaya ihracatının artırılmasına verdi.

Ekonomisi petrol ve gaza dayanan Katar’ı ekonomik çeşitlilik oluşturmak için farklı sektörlere de önem verme gerekliliğini fark ederek bu alanda iktisadi bir yol haritası hazırladı. Bu nedenle Türkiye’nin krizin ilk aşamasında olduğu gibi Katar’a desteğini her halükarda devam ettirmesi gerekmektedir. Diğer taraftan bu krizin hedefinin kendisi olduğunun bilincinde olarak bölgedeki krizin diğer aktörleriyle de temasını devam ettirmesi ve bu bağlamda arabuluculuk rolünde ısrarcı olarak oyun bozucu hamlesine devam etmesi daha uygun bir hareket olarak değerlendirilmektedir.

Katar Ülkesi’nin Tarihine Bakalım?

Bu kapsamda Türkiye’nin Katar krizine denge unsuru olarak Rusya’yı da dahil etmesi ve bu şekilde denge politikası izlemesinin en optimal seçenek olduğu ileri sürülebilir. Son tahlilde Türkiye’nin dengeleyici güç pozisyonunu ancak caydırıcılığı esas alan aktif bir denge politikası izleyerek sürdürebileceği önerilmektedir. Katar ve Türkiye arasında diplomatik ilişkiler 1972 yılında kuruldu. İki ülke arasında başta Suriye iç savaş olmak üzre 2010 dan beri bölgesel ve uluslararası konularda süregelen işbirliği ve diyalog bulunmaktaydı.

1939’dan bu yana açık denizlerde petrolün ve ardından doğal gazın varlığını keşfeden Katar, bugün dünyanın bilinen en büyük üçüncü doğalgaz rezervine sahip. Katar Gaz, dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz şirketi. Buradan gelen yüksek gelirle Katar, 1990’larda uluslararası piyasaya açılımını hızlandırdı. Katar’la Türkiye arasındaki ideolojik yakınlığın ortaya çıkışı, Libya ve Suriye’deki iç savaşlarda aynı grupların desteklenmesi ve ardından Mısır’da 30 yıllık Hüsnü Mübarek rejiminin 2011’de yıkılıp ardından 2012’de Muhammed Mursi’nin başa geçmesiyle oldu. Haziran 2012’de Cumhurbaşkanı olan Mursi, Müslüman Kardeşler’in kurduğu Özgürlük ve Adalet Partisi’nin lideriydi. Cumhurbaşkanı seçilmesinden birkaç ay sonra, Eylül 2012’de Mursi, AK Parti kongresi için Ankara’daydı. Kongrede yaptığı konuşmanın ardından Erdoğan konuşma için Kardeşliğimizin bir nişanesidir dedi…

Sıradaki içerik:

Katar Ülkesi’nin Tarihine Bakalım?